HaberAktuel.com Genel Yayın Yönetmeni
E-posta: editor@haberaktuel.com
Yazarın Diğer Yazıları
Edep Yırtığı
Dink Öldü, Ya Sonrası?
Vay Halimize!
Evet, Siz Ermeni’siniz!
Başbakan’ı Nasıl Bilirsiniz?
AVEA Yanlış Yaptı!
Abilik
Teröre Dur De Başbakan
Hayat Yoluna Koysun
İsrail Vuruyor Dünya Bakıyor
Önce Vefa!
Demirel Konuşuyor!
Aferin MemetAli Abi
Merhaba Saygıdeğer Okurlar
Yazı-Yorum Anasayfa
|
Başbakan’ı Nasıl Bilirsiniz?
Türkiye Cumhuriyeti’nin, kısa yazılımıyla “TC”nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Kasımpaşalı bir “Türk vatandaşıdır”. Herkes gibi onunda bir “nüfus cüzdanı” var. Bir Türk ili olan İstanbul’un “Kasımpaşa semtinde” doğmuş, “Türk Okullarını” bitirmiştir.
Nerden nereye denilecek bir hayat hikâyesi var Başbakan’ın. 16 yıl çeşitli futbol kulüplerinde top koşturan hükümet reisinin hayatında hoşuma giden bir tırmanma süreci var. Ki demir parmaklıkların arasından geldi, koca devletin Başbakanı oldu. Hem de tek başına iktidar.
Okuduğu bir şiirle mapus damına düştü Sayın Erdoğan, 12 Aralık 1997 yılında bir davet üzerine gittiği Siirt de, miting sırasında okuduğu bir şiir nedeniyle Diyarbakır DGM’de yargılanmaya başlandığında doğrusu hâkim karşısına çıkan bu adamın hiç kimse Başbakan olacağını aklına kestiremiyordu. Diyarbakır’daki yargılama neticesinde Türk Ceza Kanunu’nun 312/2 maddesinden “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçunu işlediği gerekçesiyle dört ay hapis cezasına çarptırılan Erdoğan, bu cezasını 24 Temmuz 1999 günü tamamladı.
Çok geçmedi, hapisten çıktıktan 3 yıl sonra 3 Kasım 2002 seçimlerinde oyların büyük bir çoğunlunu alarak tek başına iktidar oldu. 3 Kasım seçimlerinde, adaylığı kabul edilmedi ama Erdoğan’ın. Yenilenen Siirt seçimlerinde milletvekili olarak Meclis'e girdi ve Abdullah Gül'ün Başbakanlığı'ndaki 58. Hükümetin istifasını sunması üzerine 59. Hükümeti kurarak Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı oldu.
Her şey bu noktadan sonra başladı! Ve işte günümüz Türkiye’si. Kimilerine göre mükemmeliyeti bol olan bir süreçten geçiyoruz. Kimilerine göre ise, memleket harap ve bitap düşmüş durumda. Çiftçi isyanda, memur aç, işçi susuz… Kimileri ise devletin istikrarlı adımlarını gördüklerini belirterek 59. Hükümete ve Zat’ında Tayyip Erdoğan’a müthiş destek veriyor.
“Dinci” diye tabir edilen Refah Partisi’nde, siyaset alanındaki yıldızı parlayan Erdoğan’ın Belediye Başkanlığından milletvekilliğine uzanan ve neticesinde Başbakan olduğu bir hayat serüveni var. Peki, gerçekten millet olarak memnun muyuz Başkanımızdan? Gerçekten bir istikrar ortamı mı var? Yoksa hakikaten devlet bir çukurun içerisinde düştükçe düşüyor mu? Tutunmaya çalışıyor yoksa tutunamıyor mu?
Bir gerçek var ki; “Başbakanın söylemleri müthiş güzel, güzel konuşuyor, iyi yorumluyor. Tabiri caizse lafı gediğine oturtuyor”. Ama sanırım icraatında sıkıntılar var Erdoğan’ın. Güzel yorumladığı fakat bir türlü çözüme kavuşturamadığı bir hayli mesele var. Terör örgütü PKK’ya dur denilemediği gibi işsizlerin sayısı da arttıkça artıyor. Ama ben yinede sağduyu çağrısını yapmaya devam edeceğim. Harra hurra yıkıp geçmeyeceğim diğer yazan arkadaşlarım gibi.
“Başbakan istifa! Erdoğan milletine sahip çık! Tayyip dışarı!” gibi sansasyonel (dalgalandırıcı) cümlelerle çamura daha da bulanmaya ön ayak olmayacağım. Çünkü hakikaten önemli ve zor bir süreçten geçiyoruz. Tırnaklarını gösteren fakat tırmanmaya zorlanan bir hükümetimiz var. Parasızlığın azalması gerekirken, parasızlık konusunda hâlâ sıkıntı çeken yüzde 85’lik bir esnaf çoğunluğu var.
Tüm bunları bir baş kaldırış olarak sebep teşkil ettirirsek, elimizdeki kor aleve yenilerini koymuş oluruz. Biraz daha yılan zihni ile düşünmeli ve “olaylara, bakışlarımızı keskinleştirmeliyiz”.
59. Hükümet’in ve elbette ki Tayyip Erdoğan’ın sorumlulukları az değil. Destek çıkan da yok değil ama. Milletin desteğini çoktan arkasına almışken bu hükümet çoğu şeyin “sona ermesine” vesile olmalıydı. Hem vaatlerin yerine getirilmesi için çok da güzel zeminler hazırlanmıştı. Her ne kadar destek yerine köstek olanlar çıksa da arada, bu hükümete verilen destek hafife indirgenecek kadar az değildi.
“Keşkeler” ile geçen yıllar var geride kalan. Ama önümüzde hâlâ samimiyetle faaliyet bekleyen koca bir millet var. Başbakan da eminim bu işi, Camialtı, İETT ve Erokspor’da top koşturmaya benzetmiyordur. PKK söz konusu olmaktan çıkmalı, türban sorunu öyle ya da böyle çözüme kavuşturulmalı, işsizlik değişik formüllerle sona erdirilmeli, geçim kıt kanaatten öteye götürülmeli! Bunların çözümü için herkes bir şeyler diyor nasılsa. Ama ben yoruldum. Daha yazmayacağım. Zira eğer Başbakan olmaya cesaret ettiyse Başbakan ve bakanlar kendine güvenerek kabineye girdilerse, bu turnikeden de alınlarının akıyla çıkacak kararları almak için yeterli bilgi ve birikimlere de sahiptirler sanırım. Ben ocağın arkasına geçip yemek pişiremem. Sadece yemek pişince sofraya oturur yemeğimi yerim. O zaman ocağın arkasındaki siyasilerden önüme güzel bir servis bekliyorum ve bekliyorlar.
Şimdiden afiyet olsun diyelim (mi?)
Yayın Tarihi: 7.Aralık.2006 - Perşembe
Uyarı: Yazı-Yorum bölümünde yer alan tüm yazılar ve yorumlar yazarın kendisine aittir. LinkDunyasi.com bu yazıların içeriğinden sorumlu değildir.
|