HaberAktuel.com Genel Yayın Yönetmeni
E-posta: editor@haberaktuel.com
Yazarın Diğer Yazıları
Edep Yırtığı
Dink Öldü, Ya Sonrası?
Vay Halimize!
Evet, Siz Ermeni’siniz!
Başbakan’ı Nasıl Bilirsiniz?
AVEA Yanlış Yaptı!
Abilik
Teröre Dur De Başbakan
Hayat Yoluna Koysun
İsrail Vuruyor Dünya Bakıyor
Önce Vefa!
Demirel Konuşuyor!
Aferin MemetAli Abi
Merhaba Saygıdeğer Okurlar
Yazı-Yorum Anasayfa
|
Vay Halimize!
Seçimler öncesinde verilen vaatleri kaçınız hatırlıyorsunuz? Ya da sorunun şeklini şu şekilde değiştiriyorum: “Seçimler öncesinde rakip siyasilerden farklı vaatlerde bulunan kaç siyasetçi var?” Takdir olunur ki, üzeri parti bayrakları ile donatılmış arenaya çıkan her lider oyların kendisine verilmesi durumunda “Başörtüsü sorununa köklü çözüm bulacağını, işsizliği ortadan kaldıracağını, eğitim adına reformlara gidileceğini, teröre dur diyeceğini” taahhüt eder. Şakşakçıların ellerini bir birine vurması ile de biranda konuşma bölünür ve “Başbakan filan” diye sloganlar yükselmeye başlar.
Aslında geçmişten günümüze kadar çözümlenmiş hiç bir şey olmadığını görmek “siyasetin tam içerisinde” olmayı çok da gerektirmiyor. Mersin’in Erdemli ilçesindeki 15 yaşındaki küçük bir çocuk dahi artık umutsuz bir pencere ile vitrini seyrediyor. Seksenlik dedelerin dudaklarında hâlâ aynı türkü yankılanıyor. Türkünün ismi söyleyene göre değişiyor. Türkünün ismi kimi zaman “Vay halimize” olabilirken, zaman zamanda “Kör talihim” adını alabiliyor.
Ülkede “seçim sonuçları” artık; “yapılmayacak ve yapılamayacak” vaatlerin dillendirildiği günlerin birkaç ay sonrası olarak görülüyor. Yani bakan görüyor! Talepler her defasında siyasi liderlere arz olunuyor, sonuç ise seçimden önce ev kapılarına bırakılan birkaç torba kömür, seçim sonrasında da iş sözü ile noktalanıveriyor. Yani devran dönüyor, işler yürüyor, kaymağı millet değil sadece şahıslar yiyor. Hem de ekmeği bana bana…
“Başörtüsünden teröre” kadar yıllardır aynı şeyleri seçim öncesi propaganda cümleleri haline getiren siyasilerin İstanbul’daki trafik sorununu da bu söylemlerin arasına katmak hiçbir zaman gelmedi. Günlerinin yarısını trafiğe kurban veren İstanbullular ise buna sadece trafik de önlerindeki arabaya çaldıkları “doooot” sesi ile karşılık verebilmekle yetindiler.
Değil Türkiye’nin, dünyanın sayılı merkezleri hüviyetini taşıyan büyük şehir İstanbul’un trafik sorununun yılan hikâyesine dönmesi, bu sorunun çözüm noktasındaki taleplerin ciddi manada kırmızı sinyal verdiği gerçeğini gözler önüne sermektedir.
Caddede iki araç şoförünün hatalı sollama, aşırı hız, alkollü araç kullanımı neticesinde sıyırmalı küçük bir kaza yapmasının bile yüz bin insanın trafikte mahsur kalmasına neden olması seçim öncesinde otobüslerin üzerine çıkan siyasilerin ellerine aldıkları mikrofonla ses kolanlara “Yetti artık bu İstanbul’un trafik çilesi” sesini yankılatması gerekmez mi? Yankılanmanın sadece vaatlerde değil, icraatlarla da desteklenmesi el hak değil midir?
Trafiğe çıkarken “helalleşen” anne ile evlatların fotoğrafları yakın zamanda dünya fotoğraf sanatçılarının ilgilerini çekecek türden olacağı su götürmez bir gerçek halini alıyor. Sorunlara kapıya bırakılan kömürlerle değil, elinize aldığınız kalemler ve beyninizdeki fikirlerle çözüm bulabilirsiniz. Zira kömür yanarken alevleri içerisine her defa sizi de almış ve kendi milletinizden defalarca “şefkat sillesi” yemişinizdir. Bunu cümle âlem yıllardır seyretti, seyrediyor.
Millet Caddesinde ardı arkasına dizilmiş taksiler eğer gece kâbuslarınız olmuyorsa daha milletin derdi ile dertlenmemişsinizdir demektir. Milletin derdi ile dertlenmeyen bir siyasetçi “tek başına” iktidar olarak TBMM’yi vekilleri ile doldursa da halk tarafından geri boşaltılacağı da “böyle biline"…
Yayın Tarihi: 12.Şubat.2007 - Pazartesi
Uyarı: Yazı-Yorum bölümünde yer alan tüm yazılar ve yorumlar yazarın kendisine aittir. LinkDunyasi.com bu yazıların içeriğinden sorumlu değildir.
|